Fatih’in Trabzon’a ulaşırken kullandığı düşünülen Bayburt bağlantılı yolların neredeyse tamamı dağların içinden, dar geçitlerden ve sisli yaylalardan geçiyor. Bu öyle “uzun ama rahat” yollar değil; aksine bir atın tökezlemesiyle herkesin durduğu, insanların kaybolduğu rotalar olarak anlatılıyor . Yani mesele sadece hangi yolun seçildiği değil, seçilen yolun nasıl bir risk taşıdığı. Belki de bu yüzden bu güzergâhlar tercih edildi: zor olduğu için değil, kimsenin böyle bir yolu kullanacağını düşünmeyeceği kadar zor olduğu için.
Trabzon’un sert rüzgârı, bu şehrin taş evlerine olduğu kadar hafızasına da sinmiştir.
Sen ne düşünüyorsun?