Trabzon, tarih boyunca Müslümanlar, Ortodoks Hristiyanlar ve farklı etnik-dinî grupların bir arada bulunduğu çok katmanlı bir sosyal yapıya sahipti; bu birlikte yaşam, çoğu zaman keskin çatışmalardan çok ekonomik ve sosyal dengeler üzerinden sürdürüldü. Ticaretin merkezi olması, farklı toplulukların birbirine bağımlı hale gelmesini sağladı ve bu durum belirli bir denge yarattı. Akademik olarak bu yapı, “çok kültürlü liman şehirleri” modeline benzer; yani farklı kimlikler aynı mekânda var olur ama bu varlık sürekli bir hassas denge üzerine kuruludur. Trabzon da bu dengenin tarihsel örneklerinden biridir.
Trabzon’un sert rüzgârı, bu şehrin taş evlerine olduğu kadar hafızasına da sinmiştir.
Sen ne düşünüyorsun?